Bu yaz temmuzda Edirne’ye gittik. Cok guzel bir sehir oldugunu soylemeden edemeyecegim. Hayatimda ilk kez Edirne’ye gittim. Tabi bu sehri cok begendigimi de soylemeliyim. Acikcasi boyle bir sehir beklemiyordum. Istanbul’da yasadigim icin kalabalik ve karmasik bir sehir beklemistim. Bana gore sehrin en belirgin ozelligi hem cok turistik olup hem de bu kadar duzenli kalabilmesi. Ben sahsen sehirlesmemis kentlerden daha cok hoslanirim. Bana daha sevimli gelirler. Edirne de boyle bir sehir. Bu sehri gezmekten cok zevk aldim. Size de tavsiye ediyorum.
Edirne’ye gitmeye karar verdigimizde, Tekirdag’da yasayan anneannemlere haber verdik. Anneannemlere gidecek ve hafta sonumuzu orada gecirecek, bir gunumuzu ise Edirne’ye ayiracaktik. Oyle de yaptik.
Cumartesi sabahi yola ciktik. Yanimizda dayim da vardi. Dayim Tekirdag’da yasadigi icin Trakyayi bizden daha iyi biliyor, Edirne’ye giderken bizimle gelmesi gezecegimiz yerleri daha kolay bulmamizi sagladi.
Edirne’ye girdigimizde bizi Selimiye Camii karsiladi. Iki tane minaresiyle cok heybetli gorunuyordu. Sehri temsilen bizi karsiliyor gibiydi. Iki tane minaresiyle diyorum ama aslinda Selimiye Camii’nin dört tane minaresi var. Peki bizi nasil iki tane minaresiyle karsiliyor? Cunku onu tasarlayan Mimar Sinan eserini o kadar muhtesem, o kadar milimetrik hesaplarla tasarlamis ki Edirne’nin iki girisinden de iki minaresi varmis gibi gozukuyor. Bu kadar titizlikle yapilmis baksa bir cami var midir diye merak ediyorum.
Arabayla ilerlerken cok heyecanlaniyordum. Zaten ben gezmekten oldum olasi heyecan ve zevk duymusumdur. Sonunda sehrin icine girdik ve Selimiye Camii’ne dogru yurumeye basladik. Camiye yaklastikca iki tane gozuken minareler dort minareye donusuyor. Biliyor muydunuz bilmem ama ben duydugumda cok sasirdim. Bu minareler tam 84 metre uzunlugundaymis. Ve icindeki merdivenler 250 basamakliymis.
Selimiye Camii’nden bahsetmeye devam edeyim. Bildiklerimi de rakamlara dokeyim. 2. Selim eger Kibris’i fethedebilirse bir cami yaptiracagina soz vermis. Kibris’i fethedince de cami yaptirma sozunu unutmus, fakat bir gece ruyasinda peygamberimizi gormus. Peygamberimiz 2. Selim’e “Sozune sadik ol ey Selim. Vaat ettigin camiyi buraya yaptir.” Demis. Bunun uzerine 2. Selim, peygamberimizim gosterdigi yere camiyi yaptirmaya karar vermis. Ruyasinda gordugu yer de Edirne’de bir yermis ve buranin tabaninda caminin buyuklugunde buyuk bir kaya varmis. Cami de buraya yapilmis. 2. Selim, camiyi Mimar Sinan’a yaptirmis.
Mimar Sinan bu camiyi 86 yasindayken yapmis, bu camiye ustaligimin eseri diyormus. Anlattiklarimi duyunca ona hak vereceksiniz. Dogrusunu soylemek gerekirse bu kadar yasli bir insanin o zamanin kisitli imkanlarinda bu kadar guzel bir camiyi yapmasi beni cok etkiledi. Cami sadece 6 yil icinde tamamlanmis. Yapiminda 400 kalfa ve 14 000 isci calismis.
Cami’nin cok sasirtici ozellikleri var. Cami’nin kubbesinin bir tane olmasi, Allah’in bir oldugunu; Caminin pencerelerinin 5 kademeli olmasi Islamin 5 sartini; Selimiye Kulliye’sinin 32 kapisinin olmasi Islamin 32 farzini; Arka minarelerde 6 yolun olmasi Imanin 6 sartini; minarelerde 12 serefe olmasi 2.Selim’in Osmanli’nin 12. padisahi oldugunu sembol etmekteymis.
Cami’nin içindeki ciniler Iznik Cinisi’ymis. Caminin kubbesi de cok guzel cinilerle kapli. Caminin ortasinda kucuk bir havuz var, bu havuzda ortada bir sutun var. Sutunun ustunde suyun ciktigi 8 koseli bir mermer canak var. Bu, caminin 8 koseli kubbesini temsil ediyor. Icerde bir sutunda ters duran bir lale kabartmasi var. Bu lale rivayetlere gore, cami yapilmadan once orada lale bahcesi olan ve cami yapimi icin lale bahcesinin alinmasina razi olmayarak terslik cikaran bir teyzeyi temsil ediyormus. Bu kucuk lalenin sutundan gitgide asagiya kaydigina da inanilirmis ve guya kiyamet gunu bu lale yere kadar kaymis olacakmis.
Iste Selimiye Camii bu kadar muhtesem bir cami. Her bir kosesinde hayret edilecek bir sey var.
Camiden cikinca, yan tarafta bir carsi var. Adi Arasta Carsisi. Bu carsida Edirne’yle ve Süleymaniye Camii’yle ilgili pek cok hediyelik esya var. Caminin resimleriyle islenmis havlular var mesela. Ayrica carsidan iceriye girince burnunuza sabun kokulari geliyor. Bu sabunlar Edirne’nin meshur meyve sabunlari; bu sabunlara meyve sekli verilmis ve meyvelerin rengine boyanmis. Gezmeye devam edince karsiniza bir suru el supurgesi cikiyor. Bunlar irili ufakli aynali supurgeler. Edirne’nin meshur el suprgeleri, neredeyse carsinin butun dukkanlarinda satiliyorlar. Carsinin sonunda ise badem ezmecisi var. Edirne’nin badem ezmesi de meshurmus. Tadini begendigimi soyleyebilirim ama Bebek Badem Ezmecisi Sevim Teyze’ninkileri daha cok sevdigimi itiraf etmeliyim.
Arasta Carsisi’ndan cikinca cok gecmeden baska bir carsiyla karsilasiyorsunuz. Bu carsinin ismi ise Bedesten Carsisi. Bu carsinin Arasta Carsisi’ndan daha buyuk oldugunu soylemeleyim. Iki carsinin bir diger farki ise Bedesten Carsisi’na girince baharat kokulari duymaniz. Bedesten Carsisi’nda da ayni tarz hediyelik esyalar var. Fakat burasi daha kalabalik ve daha secenekli bir carsi.
Bedesten carsisi’ndan cikinca karsiniza Uc Serefeli Cami cikiyor. Bu caminin minarelerinden biri burma seklinde, digeri ise baklava desenli. Ilginc bir cami oldugunu soylemeliyim.
Ilginc olan diger bir cami ise Eski Cami. Bu caminin ilginc yani ise duvarlarinda siyah ve kocaman yazilarin olmasi. Diger camilerdeki suslerin aksine bu camidekilerin hepsi siyah ve sade.
Eski Camii’den sonra Edirne Sokaklari var. Bu sokaklar da oldukca guzel, arabalardan cok yayalar var. Edirne sokaklari Istanbul’dakilerden cok farkli, eski tarihi evlerle dolu bu sokaklar benim cok hosuma gitti. Bu sokaklarin birinde Meshur Edirne Cigercisi var, buradaki cigerin diger yerlerdekinden cok farkli ve cok daha guzel oldugunu duydum.
Temmuzda gittigim icin buralarin acayip sicak oldugunu soyleyeyim. Eger siz de yazin giderseniz size Meric Nehri’nin kiyisinda bir cay bahcesinde soguk bir seyler imcenizi tavsiye ederim. Meric Nehri’nin ustunde guzel bir kopru var. Bu koprunun adi xxxxx Koprusu. Bu kopru de Mimar Sinan’in eseri.
Meric Nehri’nde dinlendikten sonra sinir kapilarina gidebilirsiniz. Sinir Kapisi’na yaklasinca, artik etrafta Yunanca yazilar gorunmeye basliyor. Yakinlarda Turkiye tabelasini goreceksiniz, bu sinira yaklastiginizi gosteriyor ve cok gecmeden sinir kapisini goruyorsunuz. Kapida askerler bekliyor ve ve iki ulke kirmizi bir cizgiyle ayriliyor. Cizginin az ilerisinde bir kapi var, bu sinir kapisi. Arkasinda askerler bekliyor ve arabalar teker teker Yunanistan’a aliniyor.
Sinir kapisi’ndan sonra Kirkpinar Guresleri’nin yapildigi yere gidebilirsiniz. Burada stadyuma benzeyen bir alan var. Gureslerin olmadigi zamanlar bu alan kapali duruyor ama etrafinda bazi kucuk anitlar var. Ornegin bir yargitay binasi var. Bu yargitay binasinin onunde kucuk sutunlar var. Bir tanesinde idam edilen devlet buyuklerinin kafasi ibret olsun diye sergilenirmis. Buradaki sutuna kafanizi uzatarak komik bir fotograf cektirebilirsiniz.
Size Edirne sehrinin gezdigim yerlerini anlattim. Eminim benim gezdigim yerlerden baska guzel yerleri de vardir. Bu sehirden cok etkilendigimi soylemeliyim. Umarim siz de Edirne sehrini gezip begenirsiniz. Bu sehir tam tarihi eserlerden hoslanan kisilere uygun bir sehir. Eger siz de bu tur gezilerden hoslaniyorsaniz bir gununuzu Edirne’ye ayirabilirsiniz. Cok etkileneceginizden supheniz olmasin.
30 Temmuz 2006